Urfa Fıstığı Hakkında

Urfa Fıstığı

Urfa Fıstığı Nasıl Yetişir

Meşhur Urfa  fıstığı meyvesi, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk geçen iklimlerde yetişir. Urfa  fıstığı hangi iklimde yetişir? Sıcak havaları sevdiğinden yaz mevsimindeki sıcaklıkların uzun süre devam ettiği bölgelerde kolaylıkla yetişme imkanı bulur.

Urfa fıstığı yetiştirmek için, kavrulmamış çiğ haldeki çekirdeği gerekmektedir. Çekirdek toprağa ekilir. Tabanı su tutan topraklar, bu ağacın yetişmesi için uygun değildir. Fazla sulama gerektirmeyen Urfa  fıstığı bitkisi yılda 10 kiloya ulaşan ağırlıkta meyve verebilir. Her ne kadar yaz sıcaklarına düşkün olsa da kış aylarında yaşanan donmalara karşı dayanıklıdır.

Urfa Fıstığı Çeşitleri Nelerdir

  • Tekin: En kaliteli fıstık çeşidi olup, yüksek verim sağlar.
  • Barak Yıldızı: En erken olgunlaşan türdür.
  • Kırmızı: Yaygın değildir, yazların kısa sürdüğü kesimlerde görülür.
  • Halebi: Kalitesi yüksek ancak verimi düşük olan çeşittir.
  • Uzun: Orta kalitede olmasına karşın veriminin çok yüksek olduğu fıstık çeşidi, ülkemizde çok yaygın kullanıma sahiptir.
  • Ohadi: Çok geç olgunlaşır ve verimi de düşüktür.
  • Siirt: İhraç edilen fıstık çeşitlerimizden olup, Urfa  fıstıklarının en kalitelisidir.

Urfa Fıstığı Hakkında

Fıstığı ilk olarak Eti’lerin yerleştikleri Güney Anadolu’da kültüre alınmış ve M.S. birinci yüzyılda Suriye valisi Vitellus tarafından Roma’ya götürüldüğü Plinius tarafından bildirilmiştir. Fıstık buradan Afrika ve diğer Avrupa ülkelerine yayılmış ve daha o çağlarda kral sofralarına girmiş olması, iyi kültür çeşitlerinin bulunduğunu ve meyve değerinin bilindiğini göstermektedir. Ülkemizde yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında milattan en az 7 bin yıl öncesine ait fıstık fosillerine rastlandığı ve bu meyvenin daha o dönemlerde insanlar tarafından tüketildiği belirtilmektedir
M.Ö. 1800’lü yıllarda fıstık ağaçlarının Babil kralı Merodach-Baladan’ın bahçelerine dikildiği bildirilmiştir. Fıstık ile ilgili ilk tarihi bilgilerin, Suriye’de M.Ö. 1. yüzyılda Poseidon tarafından yazıldığı ve fıstık kültürünün İspanya’ya ve muhtemelen Roma İmparatorluğuna bağlı Güney Avrupa, Kuzey Afrika ve Yakın Doğu bölgelerine Flavio Pompeo tarafından yayıldığı, bununla birlikte fıstık kültürünün Orta Asya’ya yakın olan antik Pers İmparatorluğunda başladığı bildirilmektedir
Fıstığın anavatanı, kültür çeşitlerinin oluşum ve gelişim merkezi ve en önemli gen kaynağı, Küçük Asya, Kafkasya, İran ve Türkmenistan’ın yüksek kısımlarını içine alan Yakın Doğu bölgesidir. Birçok yabani Pistacia türlerinin doğal ve yaygın olarak bulunduğu Orta Asya gen merkezinde fıstık yetiştiriciliği günümüze kadar önemli bir gelişme gösterememiştir. Türkmenistan’ın Afganistan ve İran sınırında bulunan Bathız Doğal Koruma Alanında 800 yıllık erkek ve dişi fıstık ağaçları görülmüştür
Dünya fıstık üretiminde, ülkemiz İran ve A.B.D.’den sonra üçüncü sırada yer almakta ve bizden sonra Suriye gelmektedir (FAO, 2010). İran ve A.B.D.’de sulu koşullarda ve çoğunlukla birinci sınıf tarım arazilerinde üretim yapılırken, Türkiye ve Suriye’de tamamen kuru koşullarda ve çoğunlukla kıraç arazilerde üretim yapılmaktadır. Ancak son yıllarda GAP projesi kapsamında sulama olanaklarının genişlemesiyle birlikte fıstık alanlarında sulamanın yapılmaya başladığı görülmekte ve bu ilimizde en üst düzeye yaklaşmaktadır. Yine son yıllarda ilimiz Şanlıurfa’da, yeni fıstık bahçeleri tesis edilmekte ve üretim alanlarımız hızla genişlemektedir. İran, A.B.D., Türkiye ve Suriye, dünya fıstık üretiminin %90’ından fazlasını karşılamaktadır. İran, dünya fıstık üretiminin yarısından fazlasını tek başına karşılamakta ve bunu %21.77’lik payla A.B.D. takip etmektedir. Ülkemiz ise 100 bin ton ortalama üretimle dünya fıstık üretiminde %12.5’lik bir paya sahiptir.
Fıstık bahçelerinden iyi bir verimin alınabilmesi için bahçe içerisinde uygun tozlayıcılar bulundurulmalı ve uygun çeşit seçimi yapılmalıdır. Bunun yanında yapılan budama, gübreleme ve sulama uygulamalarıyla da verim artmaktadır. Fıstığın yoğun olarak yetiştirildiği Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki üreticiler, eskiden “zeytin babadan, fıstık dededen kalmalı”  anlayışına sahiptiler. Yani fıstık 20 yaşında meyve vermeye başlayıp 40-50 yaşlarında tam meyve verir inancı yaygındı. Halbuki günümüzde sulu koşullarda aşılı fidan ve uygun çeşitle bahçe tesis edildiğinde, ağaçlar 3-4 yaşında meyve vermeye başlamakta ve gelir yönünden 10 yaşında sahibini memnun edebilmektedir.
Kaynak: Prof. Dr. İzzet AÇAR / Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi

Ürünlerimiz Hakkında